2 Mayıs 2010 Pazar

zııııırrrrrrrr!!! trend alarmı! kısa ceketler

kesilmiş t-shirt ve sweatshirt'lerle geçen 2010 yazından sonra, kesme-biçme trendi blazer ceketlerimize de sıçradı!

kısa, kesilmiş görünümlü ceketlerle (cropped jackets)
- küçük siyah elbisenizi hareketlendirebilir,
- 2010 ilkbahar - yazına damgasını vuran küçük beyaz elbisenizi renklendirebilir,
- hafif gece esintilerinde omuzlarınızı ısıtabilir,
- gün içinde farklı zaman-mekanlarda bulunacaksanız kombinasyonunuzu revize edebilir,

ve en önemlisi, oversize trendine kafa tutabilirsiniz:)


favorim bu - pucci















seksisi, resmisi, militer tarzda olanından da var;
payetlisi, günlük tarzda olanı, püsküllüsü de var.
cape(kısa pelerin)leri çağrıştıranlara dikkat, 2010 kış sezonu kokuyor:)
güneş bir süre daha böyle saklambaç oynayacağa benziyorken, seçin beğenin giyin!




marc by marc jacobs






moschino











valentino

























































































aminaka wilmont

29 Nisan 2010 Perşembe

anemone doll













Çocukluğumuza damga vuran Barbie, şüphesiz çoğumuzun ikonu olmuştur.

Büyüdükçe ve kadın olmanın eğlenceli yanlarını keşfettikçe, eminim bir ikonu daha oldu herkesin, Christian Louboutin!
Arzu nesnesi gelen tasarımları ile Louboutin, çoğumuzun bildiği gibi geçen sene Barbie'nin 50. yılına özel olarak bu güzelleri tasarladı. İlki Cat Burglar, ikincisi de Dolly Forever olarak düşünülmüş olan Barbie serisinin üçüncü ayağı da çıktı! Anemone Doll. Kırmızı halı güzelliğini ve zarafetini yansıtan Anemone Doll, €123.55 fiyatı ve muhteşem anemon renkleriyle, resmen 'beni al' diye göz kırpıyor!

Louboutin, sevgili Yaprak'a da belirttiği üzere vamp, kızıl afet, daha ince bilekli ve daha kıvrımlı, bronz tenli, catsuit giymiş, cesur, girişken, kendinden emin, risk alan, delidolu bir kadın yarattı Barbie'den. İşte bu yüzden benim nezdimde Cat Burglar'ın da ayrı bir yeri var. Çünkü ne kadar tatlı olsalar da Barbie bebeklerin, çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri olduğu bir klişe değil, tek tip nesillere karşıyız! Edilgen değil etken, süs bebeği değil, girişken bir tipte yaratılması çok daha cool, kesinlikle!

Ne mi yapıyoruz? bir bana, bir de Loubi Amca'yla tanışma şansına erişen bu iki tatlışa bunlardan kapıp yolluyoruz. Hangisi olduğu farketmez canım, istemem yan cebime:)) İstikamet: Net-a-porter!

25 Nisan 2010 Pazar

sır perdesi



Günümüzün başarı hikayelerinden; bilgi işlem sektöründen sonra gerçek tutkusu takı tasarımına yönelmiş, cesur bir kararla kariyerinin yönünü tamamen değiştirmiş bir kadın..



Örge Tulga, takı tasarımı tekniklerini öğrenirken vaktinin çoğunu geçirdiği Kapalıçarşı'nın ruhundan oldukça etkilenmiş. Koleksiyonlarında sanat ve tarihten izlere rastlanıyor. Tasarımlarında düz hatlardan ve keskin çizgilerden kaçınıyor; bunun yerine amorf, yumuşak şekilleri tercih ediyor. Maden olarak gümüş ve altının yanı sıra, değerli, yarı değerli ve doğal taşlar, amorf inciler kullanıyor.



Örge, Mart'ta üçüncü defa olmak üzere Paris Jardin des Tuileries'de düzenlenen Premiere Classe'a katıldı.
Son hazırladığı Sır adlı koleksiyonuyla buluşmak için hala geç değil. Sofa Arts & Antiques ve Midnight Express'te ürünleriyle tanışabilir, Çemberlitaş'taki atölyesine konuk olabilirsin.



Örge Tulga
(0212) 519 51 75
www.orgetulga.com

bu yazım 21.04.2010 tarihinde Şehrin En Hip Gezgini Mia-Posta'da
 yayınlanmıştır.
diğer mia yazılarım için bu postumdan yönlendirilebilirsiniz.

21 Nisan 2010 Çarşamba

prét-a-papier!




M.A.C.in 2010 yaz koleksiyonu olan prét-a-papier 'da, renkler ve ürünler pek de farklı değil. ama koleksiyonun reklamını çok beğendim.

işte espri burada!




çok farklı olmayan bir şeyi cool ve orjinal bir yolla sunmak; trendy ve dikkat çekici renkler kullanmak, mevsimle-iklimle-gündemle bağdaştırmak!

19 Nisan 2010 Pazartesi

faves



haider ackermann. yarattığı kadını sevdim. daha fazlası burada.



forever new, wild orchid koleksiyonu. makyaja, duruşa, kombine ve çekime bayıldım! daha fazlası burada.

17 Nisan 2010 Cumartesi

iyi ki doğmuşum..



doğumgünüm. yaş almak, gözyaşı almamak dileğiyle!
hatırlayan, iyi ki doğmuşum dedirten herkese teşekkürler
beni tatlı sözleriyle şımartan canım sıla'ma ayrı teşekkürler,
bu yazı için rakel'e ayrı teşekkürler..

mutluyum.
şimdi izninizle dünya tatlısı eşimin jesti sonucu, bulunduğum şirin butik otelin ve foça'nın keyfini çıkarıcam:)
x

9 Nisan 2010 Cuma

zııııırrrrrrrr!!! trend alarmı! crystal clear!



son 3 sezondur hayatımızda olan dantel trendi, ardından 'içi dışı bir olma-iç çamaşırı tarzını sokağa taşıma trendi'ne ve son olarak 'kafes-kesilmiş trendi'ne çanak tutan, şüphesiz 2009 yılına damga vuran şeffaf Sonia Rykiel kemer oldu. Özellikle halkla yeni tanışma evresinde iken, arkasında güven ve şeffaflık mesajı içeren bu transparan aksesuarı Michelle Obama gibi stratejik bir isim üzerinde görmemiz bence tesadüf değil..

2010da da sık sık gördüğümüz bu detaylar bence son derece havalı!
hatta seksi, hatta çocuksu ve eğlenceli!

İşte içimizin dışımızın bir olduğunu göstermek için bir yol daha, pleksi!
Ancak pleksi ve plastik detayları kullanırken çiziklerle dolu olmamasına, rengine, duruşuna, kalitesine dikkat etmek gerekiyor. Yoksa ucuz görünmeniz an meselesi.

işte şeffaflık akımına bir kaç örnek:



buradaki Chanel, Pucci, Burberry, John Goot, Fendi ve Prada örneklerinde, tabi ki en beğendiğim detaylar tasarım dehası Muccia Prada'ya ve John Goot'a ait!
(kaynak içn resimleri büyütebilirsinz)






















3 Nisan 2010 Cumartesi

basında ses-seda:)



iyisinden olsun yazımı sadece sizler değil, Hürriyet Kampüs Gazetesi de çok beğenmiş! H&M ve Vogue Türkiye'nin Paris Lansmanı haberlerimi köşesine taşıyan Kampüs Gazetesi'ne çok teşekkür ediyorum!

sadece üniversitelerin kampüslerinde bulunan bu gazetede yer aldığımı haber veren naz, haber vermekle kalmadı ve bana gazetenin kendisini de yolladı! çok tatlısın naz'cım, çok çok teşekkür ederim!
diğer iki seferde tık ve tık olduğu gibi, bu gazeteyi de hep saklayacağımdan hiç şüphen olmasın!:)

gelelim haberin görselinin hikayesine.. sevgili nihanbora, hürriyet kampüs gazetesi'ndeki bu içeriği hazırlayanın ta kendisi! nihan sayesinde haberimin pdf formatındaki haline kavuştum. takibin ve nezaketin için teşekkür ederim Nihan!

EDIT: canım sıla'mla, sıla'ların orda eve saat kaç olursa olsun servis yapan mahalle bakkalını bile ayaklandırdık. desteği ve tatlılığı için sıloş'uma da çoookkk teşekkür ederim:)

blog yazarlarının artı değer olduğu şu son zamanlarda, ben de yazımla bir kez daha basında yer aldım.
heyecan verici:)

30 Mart 2010 Salı

dikiş tutturan arkadaşlık:)



birbirini hiç görmeden bu kadar seven iki kız; seda ve sıla.

bu iki küçük kız, sabahları güne birlikte başlar, akşam 'iyi geceler, tatlı rüyalar' demeden uykuya dalmaz.
birbirini tanımadan daha, dost olacağını hisseden ve bunu korkusuzca, hesapsızca yazabilen 'biz'i çok seviyorum!

biz kelimelerin, harflerin gücünü bir kere daha kanıtladık, gözden ırak - gönülden ırak tezlerini çürüttük!

sıla'ma da -umarım- bu güzellikleri hissettirmeyi başarıyorumdur.
zaten bana öyle güzel bir jest yaptı ki..

sayesinde güzel, sırlarla, muzur-komik esprilerle dolu mektubu ile güne başladım geçen gün. sıla bana kelimelerini ödünç verdi, sevgisini ise temelli:) çok çok mutluyum ki sürpriz ne demekmiş, değer vermek-değer görmek ne demekmiş sıla sayesinde hatırladım. iki tane naif ruhlu insan, birbirinden çekinmeden ve kırılmaktan korkmadan kalbini açabiliyormuş demek.

sevgi emektir. mektubu ve bilhassa özel olsun diye buraya koymadığım sevimli hediyeleri çok sevdim. çok çok!
ama en çok da bu güzel aksesuarlar, gözlerimin dolmasına yetti. benim için birinin vakit ayırıp bişiler yapması, bu birinin de sıla olması çok güzel!

elleriyle kumaşını dikip, püsküllerini teker teker sabitleyen arkadaşım!
'sevginin iğnesiyle dikilen dikiş, kıyamete kadar sökülmezmiş' derler. daha iyi bir örnek olamaz bunun için!



hem sade ve renkli, hepimizin ilgiyle takip ettiği o şirin tarzıyla sıla'nın kendisini ifade eden, hem de beni ifade eden bir tasarım olduğunu söylememe gerek var mı? çok ama çok teşekkür ederim!

seni çoookkk seviyorum:)

24 Mart 2010 Çarşamba

klişeye kaç!



Naif tasarımlar, fazlaca el ustalığı.
Modern çizgilerle altın, pırlanta, inci, biraz da ametist gibi geleneksel malzemeler.
Hepsi, klişe olmayan Cliché tasarımları için bir araya geldi.
Cliché, klişe olan tek taş, üç taş gibi mücevher tiplerini yalın - geometrik tasarımlarla yeniden yorumlayan bir marka olarak yola çıktı.

Her koleksiyon, öğrenilmiş bir klişeciliğe, ya da bir inanca gönderme yapacak.
İlki sevgi üzerine; "Eğer birini seviyorsan onu serbest bırak" adını taşıyor. Cliché, Türkiye'nin en büyük tasarım ofislerinden maybedesign'ın kurucularından tasarımcı Erdem Akan 'ın ilk takı koleksiyonu.



Kültürleri ve disiplinleri birbiriyle harmanlamayı seven ve Türkiye'nin en vizyoner ürün tasarımcıları arasında gösterilen Akan, ürün tasarımındaki yaklaşımları bu koleksiyonla mücevher tasarımına taşıyor.

elacindoruknazanpak
(0212) 232 26 64
Atiye Sokak 14/5 Teşvikiye

bu yazım 23.02.2010 tarihinde Şehrin En Hip Gezgini Mia-Posta'da
 yayınlanmıştır.

diğer mia-posta yazılarım için:

Bloggers Day @ V2K Designers

stilist görüş

yaz gelmeden

masalsı şapkalar

galata'da naif tasarımlar

bir gömlek ve kol düğmeleri

kraliçe arının marifetleri

arife gelmeden

california rüyası

ikinci meşrutiyet

altın yemek